Constution Economy Governed by Islamic Regulation and Social Market

Mehmet Nuri Güler, Harran University

İslâm Sosyal Piyasası’nda, bu kuralları düzenleyen âyet ve hadîslere örnek olarak şunları sıralamak mümkündür:

Özgürlüğün dayandırıldığı özel mülkiyet ve mirâs düzenlemesi için: “اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۙ : Yük yüklenen, başkasının yükünü yüklenmez.” âyeti ve “وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ : İnsan için ancak çalıştığı vardır. ” âyeti ile “لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ : Onun kazandığı kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır.” âyeti gibi âyetler “özel mülkiyet”i ve “لِلرِّجَالِ نَص۪يبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَۖ وَلِلنِّسَٓاءِ نَص۪يبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ اَوْ كَثُرَۜ نَص۪يباً مَفْرُوضاً : Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.” âyeti de “mirâs”ı düzenleyen âyetlerdendir.

Devlet’in müdahalesine açık rakabet için: “ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْاَغْنِيَٓاءِ مِنْكُمْۜ : O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) haline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir)” âyeti ile “اَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَتَ رَبِّكَۜ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُمْ مَع۪يشَتَهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُمْ بَعْضاً سُخْرِياًّۜ وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ : Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.” âyeti, Devlet’in müdahalesine açık rakabeti düzenleyen âyetlerdendir.

Gelir dağılımını bizzât Devlet’in düzenleyip, sosyal amaçlı ekonomiye müdâhalesi için: “اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَـرَٓاءِ وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْعَامِل۪ينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَ۬لَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِم۪ينَ وَف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَابْنِ السَّب۪يلِۜ فَر۪يضَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ : Sadakalar (zekatlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. ” âyeti ve “مَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰى فَلِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ : Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. ” âyeti ile “وَاعْلَمُٓوا اَنَّمَا غَنِمْتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَاَنَّ لِلّٰهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ : Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir.” âyeti, gelir dağılımının bizzât Devlet tarafından düzenlenerek, sosyal amaçları gerçekleştirmek için ekonomiye müdâhalesini belirleyen hukuk kurallarıdır.

Sosyallik için: İslâm Sosyal Piyasası’nda, zekât gelirlerinin “الرقاب”a “kölelikten kurtarılacak kimseler”e ve “الغارمين”e “ağır borç altına girmiş kimseler”e dağıtılması, toplum üyelerinin ekonomik ve sosyal sorunlara karşı korunması anlamına gelip, sosyalliğe birer örnek oluştururlar.

Devlet müdahalesinin piyasa sistemine uygun olması ve piyasa sisteminin işleyişini bozmaması için; “Şüphe yok ki, fiyat tayin eden, darlık ve bolluk veren, rızıklandıran ancak Allâh’tır.” hadisi, devletin mal ve hizmet fiyatlarını direk olarak kontrol etmesini piyasaya uygun olmayan bir müdahale olarak kabul etmektedir.

Bu âyet ve hadîslerin düzenlediği kurallar, İslâm’ın getirdiği ekonomik düzenin oluşturduğu piyasasının, özgürlük ve rakabete dayanmasıyla “ekonomik” ve eşitliği tesis eden toplum müeyyideli ahlâk kurallarına dayanmasıyla da “sosyal” olduğunu göstermektedir.

Bütün bunlardan, İslâm’ın getirdiği düzenlemelerin belirlediği ekonomiye, bir adlandırma denemesi yapılmak istendiğinde, geleneğimizi uygun olarak, “Fıkıh Ekonomisi”, günümüz deyimlemesiyle “İslâm Anayasa Ekonomisi” ve piyasasına ise, yine geleneğimize uygun olarak, “Beytu’l-Mâl Piyasası”, günümüz deyimlemesiyle “İslâm Sosyal Piyasası” denilmesi mümkün olabilir.

İşte, tebliğ metni, araştırma konusu edindiği İslâm’ın getirdiği düzenlemelerin belirlediği “İslâm Anayasa Ekonomisi” ve “İslâm Sosyal Piyasası”nı, âyet ve hadîsler ile çözümlemeye çalışacaktır. Bu şekilde, kapitalizmin ve sanayi toplumunun ortaya çıkardığı sorunların nasıl çözümleneceği üzerinde “eleştiri iktisadı” olarak nitelendirilen “kurumsal iktisat”a da kuramlaşması yönünde bir katkı sağlayabilecektir.

Comments are closed.